A: Anot
A: Amper, çekilen akım
AF: Alçak frekans
ABL: Automatic Brightness Level: Otomatik parlaklık seviyesi
AC: Alternating Current: Alternatif akım
AC/DC: Alternatif akımı, dc akıma çevirici
Actuator: Hareketli bir anteni döndürmeye yarayan motor ve aksamindan olusan parça
ADC: Analog to Digital Conversion: Analog sinyalleri sayisal gösterimine dönüstürme islemi
ADSL: Asymmetric Digital Subscriber Line: Asimetrik Sayısal Abone Hattı, analog telefon sistemlerinde internet sinyali ulaştırma yöntemi
ADJ: Adjust: Ayarlamak, uyarlamak
A/D: Analog to Digital: Analogtan dijitale
AFC: Automatic Frequency Control: Aliciyi seçilen frekansa kenetleyen ve istasyonun zamanla kaymasini önleyen kontrol sistemi
AGC: Automatic Gain Control: Devrenin çikis seviyesini belli bir degerde sabit tutan kontrol sistemi. Bu devre, giris sinyal seviyeleri degistigi halde yükselticinin etkileme düzeyini otomatik olarak degistirdiginden çikis seviyesi hep ayni kalir
AH: Amper saat: 1 saatteki akım
AM: Amplitude modulation: GM: Genlik modülasyonu
AMP: Amplifikatör
Amplifier: Bir elektronik sinyalin kuvvetini arttirmak için kullanilir
Analog(ue): Halen AM radyo ve çogu telefon sistemlerinde kullanilan bilgi aktarimin elektromanyetik akimdaki dalga seklinin degismesi ile gerçeklestigi, sinyal iletisimi metodu. Dijital aktariminin aksine bu bilgi gönderme seklinde sürekli degisken miktarlar söz konusudur. Ayrica analog sinyal isik, ses, isi ve basinçtaki degisikliklerden etkilenir
ANT: Anten
Antenna efficiency: Antene gelen elektromanyetik enerjinin anten tarafından toplanan kısmının yüzde olarak değeri
Aperture: Antenin uydu sinyaline açık kalan kesiti
Apex: Hareketli antenin dönerken çizdigi yayin en üst noktasi
Attenuator: Sinyali zayiflatan pasif eleman
Attitude control: Uydunun günese ve yere göre durus konumunun kumandasi
AUTO-ZERO: Otomatik sıfırlama
AV: Audio Visual: TV ve sesin tüm yönleriyle ilgili görsel-isitsel cihazlar
AVO: Amper, VOlt, Ohm ölçer: Multimetre
AVR: Atmel işlemci ailesinin bir üyesi. Alf (Egil Bogen) and Vegard (Wollan) 's Risc processor
AVR: Automatic voltage regulator: otomatik Voltaj Regülatörü
B: Button: Buton, düğme
BAL: Balans: Dengeleme
Band: Spektrumda belli bir frekans araligini içine alan bölge
Bandwidth: Elektromanyetik spektrumdaki bir frekans sahasidir. Bir devrenin veya sistemin çalistigi veya geçirdigi frekans bölgesinin genisligini gösterir. Örnegin bir telefon hattinda konusma sesinin tasinabilmesi yaklasik 3KHz bir bant genisligi gerektirir. Oysa yerel bir TV kanali 6 MHz kullanir. Uydularda ise karisimin engellenebilmesi için daha genis 17.5-72 MHz arasi bir bant kullanilir
Bandpass filter: Sadece belli bir frekans bölgesini geçiren, onun altinda ve üstündeki frekanslari zayiflatan süzgeç devresi. Beam: Uydu yayin alani
+B: DC kaynak gerilimi (pozitif kutup)
BBR: Blown Beyond Recognition: Okunamayacak derecede yanık
BCD: Binary counter divider: Binary sayıcı bölücü
BCD: Binary coded decimal: ikili kodlanmış onlu
Bit: En küçük dijital bilgi birimi
Bit rate: Dijital aktarimin hizi, Mbit/s olarak ifade edilir. Bir PAL resmin gönderimi için yaklasik 5Mbit/s gerekirken, VHS için sadece 2.5 Mbit/s yeterlidir
BNC: Koaksiyel kablo için soket (eski bilgisayar sistemlerinde kullanılır. AS400 gibi.)
Boresight: Çanagin baktigi yer. Broad beam: Genis bir cografi bölgeyi kapsayan genis dairesel hüzme
Broadcasting: Genis bir alandaki izleyiciye ulasabilmek üzere elektronik medya kullanimi
BPS: Bit per second: Bir saniyedeki bit aktarım sayısı
BT: Battery: Batarya, pil
BUFFER: Tampon
BZ: Buzer, piezo
C: Condenser:Elektronik devre şemalarında kondansatör
C/C: Closed circuit: Kapalı devre
Carrier: Bilgi sinyalini aktarmakta kullanilan, tek frekans isgal eden temel radyo sinyali. Analog sinyalde tasiyici gelen sinyale uyumlu olarak genligiyle veya frekansiyla oynanarak modüle edilir. Analog çalisan uydu tasiyicilari genellikle frekans modülasyonludur
Carrier Frequency: Ses, data ve görüntü sinyallerinin gönderildigi ana frekans
CATV - Cable TV: Ortak bir santral yardimi ile birden fazla daireye TV isaretlerini dagitan kablolu sistem
CAM: Conditional Access Module: Yayinin alimini belirli bir grup kullaniciyla sinirlamaya yarayan kosullu erisim modülü
CD: Compact Disk
Channel : Bir yayinin isgal ettigi toplam frekans bölgesi veya bu bölgenin özel numarasi
Clarke Belt/Orbit: Dogrudan ekvatorun 36.000 km üstündeki yörüngede uydular yere göre sabit konumda kalabilmektedirler. Bu yörüngeye Arthur Clarke anisina bu isim verilmis ve radyo, televizyon data yayinlari yapan tüm haberlesme uydulari yerlestirilmistir
CMOS: Complementery metal Oksit Semiconductor: Tamamlayıcı metal oksit yarıiletken entegre
Codec coder: Dijital yayinlarda kodlama sistemi
COM: Ortak temas notası
Combiner: Iki veya daha fazla sinyali birlestirmek için kullanilan alet veya sistem
COMMON: Ortak
COMP: Dengelemek
Compressed Digital TV: Ayni transpozerde 8-10 TV kanalinin birlikte bulunabilmesini saglayacak sekilde, tekrarlanan bilgilerin ayiklanip çikartilarak hacmi küçültülen sayisallastirilmis TV sinyali
Compression: Ses ve görüntü sinyallerinin aktarilmasi için gereken band genisliginin azaltilmasini, böylece bir uydu transpozerinin kapasitesini arttirmayi amaçlayan uygulamalari isaret eder
Contrast: Bir resimde beyaz ile siyah arasındaki ışık şiddet orani
C/N - Carrier-to-Noise ratio: Alinan isaretteki tasiyici gücünün gürültü gücüne oraninin dB cinsinden ifadesi. Bir video sinyalinde C/N ne kadar büyük olursa resim de o kadar iyi olur
CPS: Characters per Second: Bir saniyede basılan karakter sayısı
CRC: Cyclic Redundancy Check: sık periyodik kontrol
CRT: Cathode ray tube: Katod ışınlı tüp, resim tüpü
CLK: Clock: Dijital entegrelerde saat girişi
CURRENT: Akım
D: Data: Dijital entegrelerde data ucu
D: Diode: diyot, doğrultucu
DAB: Digital Audio Broadcasting: Dijital ses yayini
D/A: Digital to Analog: Dijitalden analoga
DB-9: Bilgisayarda seri portta kullanılan 9 pinli soket
DB-25: Bigisayarda paralel portta kullanılan 25 pinli soket
DB: Decibel: Volüm veya direnç yüzünden sinyal zayiflama miktarinin logaritmik ifadesi olan, sinyalin siddetini gösteren bir analog ölçü birimi
DBS: Direct Broadcast Satellite: Ses ve görüntü sinyallerini uydu üzerinden, 11-13 GHz arasinda yayinla dogrudan son kullaniciya aktaran TV uydusu
DC: Direct Current: Doğru akım
DC/AC: Doğru akımı, alternatif akıma çevirici
Decoder: Sifreli TV yayinini çözmeye yarayan set üstü, kod çözücü cihaz. Dijital yayinlarla ilgili olarak kullanilan ve "codec" olarak bilinen digital coder, decoder ile karistirilmamalidir
Despun: Uydudaki antenin yeryüzüne dönük durmasini saglayan yönlendirme
Digital: Bilgilerin ikili sayilara dönüstürülüp depolanmasi, gönderilmesine iliskin yöntem. Sadece iki seviye kullanildigindan bu devrelerin gürültüye karsi duyarliligi son derece azdir ve isaretler kalitelerinden hiçbir sey kaybetmeden saklanabilir ve çok uzaklara iletilebilir
DISCHARGE: Deşarj
DiSEqC: Uydu alicilarinin disarida bulunan antenleri seçme ve hareket motoru, salter gibi cihazlara kumanda etmek için kullandigi isaretlesme sistemi
Dish: Mikrodalga sinyalleri yakalamakta kullanilan parabolik reflektörlü uydu anteni için kullanilan argo
Distortion: Isaretteki bozulma: distorsiyon
Downconverter: Alçak frekansa dönüstüren frekans degistirici
D/P: Dot Pitch: Nokta aralığı
DPI: Dots per Inch: Bir inç'teki nokta sayısı
DSS: Digital Satellite System: Dijital uydu sistemi
DTMF: Dual Tone Multi Frequency: Çift Tonlu Çoklu Frekans Kodlama, telefon sistemlerinde kullanılır
DTH: Direct-to-Home: "Amerikan Federal Haberlesme Komisyonu" tarafindan uydu televizyon ve yayin endüstrilerine iliskin, uydudan eve yayini ifade eden resmi terim
DTL: Diyod transistör lojikten oluşan dijital entegre
DVD: Digital Versatile (Video) Disk
DVB: Digital Video Broadcasting: Dijital görüntü yayini standardi
Earth Station: Bir uydudan gönderilen sinyalleri almak üzere kullanilan; anten, düsük gürültü yükselticisi, asagi dönüstürücü ve alici elektroniginden olusan istasyondur. TV yayini almak için kullanilan yer istasyonu antenlerinin çaplari 65-370cm olurken, uluslararasi haberlesmede kullanilanlarin çaplari bazen 30 metreye ulasmaktadir
Echo: Eko, yankı
Echo Canceller: Uydu telefon hatlarinda yansima etkisini azaltan veya yok eden elektronik devre
Echo Effect: Bir hoparlörden çikan sesin zaman gecikmeli olarak elektronik yansimasi. Günümüzde dijital eko gidericilerle bu yansima büyük ölçüde yok edilebilmektedir
EMF: Electro-motor force: EMK: Elektromotor kuvvet
EMI: Electromagnetic Interference: Elektromanyetik etkileşim
EMK: Elektro motor kuvvet
Encoder: Bir sinyali alici tarafindan sadece özel bir çözücü kullanarak izlenebilecek sekilde, elektronik olarak degistirme islemi için kullanilan cihaz
EPROM: Erasable programmable Read only memory: Silinebilir okunabilir bellek
eEPROM: Erasable programmable Read only memory: Elektriksel olarak Silinebilir okunabilir bellek
ESD: Electro Static Discharge: Elektrostatik deşarj (Hassas elektronik kartları belirtmek için kullanılır.)
ESR: Equivalent series resistance: Eşdeğer seri direnç
EXTERNAL: Harici
E/W: East-West correction: Doğu Batı düzeltmesi
F: Fuse: Sigorta
F: Flaman (elektron lambalarında, floresan ve lambalarda kullanılır)
F/D Ratio: Bir parabolik antenin odak uzakliginin çapina orani. Antenin derinligini gösteren bir ölçü. Bu deger büyüdükçe çanak daha düz, küçüldükçe daha çukur olur
F-F: Flip-flop
FBT: LOBT: LOT: DST: IHVT(Integrated HV Transformer) : Flyback: EHT Transformer: EHT trafosu: Yüksek gerilim trafosu
FCC ID: Federal Communication Commission ID
FET: Field Effect Transistor: Alan etkili transistör
FIFO: First In First Out: Đlk giren ilk çıkar
FM: Frequency Modulation: Frekans modülasyonu, radyo bandında 88-108 mhz aralığı
FO: fiber optic cable: Fiber optik kablo
Footprint: Bir uyduya ait verici antenin yeterli güçte yayin yaptigi yeryüzü alani
Frequency: Periyodik bir isaretin bir saniyedeki tekrarlanma sayisini ifade eder ve birimi hertz Hz'dir. Katlarini belirtmek için kilohertz, megahertz ve gigahertz terimleri kullanilmaktadir
G: Gate: Geyt: Kapı
GHZ: Gigahetrz
GND: Ground: Toprak
GPRS: General Packet Radio Service: Paket Anahtarlamalı Radyo Hizmetleri
GPS: Global Positioning System; Küresel Yer Belirleme Sistemi
GSM: GLOBAL SYSTEM FOR MOBILE COMMUNICATION: SKüresel Mobil Đletişim Sistemi
G1: Elektron lambasında kontrol gri
G2: Elektron lambasında ekran gri
G3: Elektron lambasında Süpresör gri
H: High: Yüksek, fazla
HDTV: High Definition Television: Yüksek tanımlamalı televizyon
HF: Yüksek frekans
HOT: Horizontal output transistor: YÇT: Yatay çıkış transistörü
HP: Speaker:Hoparlör
HPWM: Mikrodenetleyicilerde pwm oluşturabilmek için gerekli komut. Bakınız: PWM
HV: High voltage: YG: Yüksek gerilim
Hz: Hertz
IC: Integrated Circuit: Entegre devre
IF: Ara frekans
INPUT: Giriş
IN: Đnput, giriş
+IN: Terslenmemiş giriş
-IN: Terslenmiş giriş
INTEGRATOR: Toplayıcı
I/F: Interface: Arabirim
I/O: Input/Output: Giriş/Çıkış
IR: Infra Red: Kızıl Ötesi
IR LED: Infrared led
IR MODULE: Đnfrared alıcı modül
ISL: Inter Satellite Link: Uydularin birlikte çalismasini saglamak için uydular arasinda radyo dalgalari veya optik baglanti kurularak gerçeklestirilen haberlesme sistemi
J: Jumper: Atlama, elektronik kartlarda atlama veya kısadevre amaçlı kullanım
K: Katot
KAR: Kaçak akım rölesi, elektrik tesisatlarında can ve mal kaybını engellemek amacıyla kullanılan şalter
KHZ: Kilohertz
KV: Kilo volt: (1000 volt)
L: Coil:Bobin
L: Lamp:Lamba
L: Low: düşük, az
LAN: Local Area Network: Genellikle bilgisayarlar arasi haberlesmeler için kullanilan, yerel agi ifade eden standart haberlesme mimarisi
LDR: Light Dependent Resistance: Işığa bağımlı direnç, fotodirenç, ışık oranına göre direnci değişir
LED: Light Emitting Diode: ışık yayan diyot
LCD: Liquid Crystal Display: Likit (sıvı) kristal gösterge
LIFO: Last In First Out: Son giren ilk çıkar
LIMIT: Sınır
LINE: Hat
LNA: Low Noise Amplifier: Yer istasyonunun alicisi ile anten arasinda bir ön yükseltici olarak kullanilan cihaz. Etkili olabilmesi için antene olabildigince yakin olmasi gerekir
LNB: Low Noise Block Amplifier: Düşük gürültülü öbek yükselteci, uydu alıcılarında kullanılır.
LNC: Low Noise Converter: LNA ile DC alt dönüstürücünün antene takilmak üzere bir araya gelmesinden olusur
Low Power Satellite: Genellikle 30 watt'dan az güçte RF sinyal yayinlayan uydular için kullanilir
LPS: Linear Power Supply: Lineer güç kaynağı
LR: Low Radiation: Düşük Radyasyon
M: Motor
MA: Mili amper
µA: Mikro amper
MGA: Mono Graphics Adapter: Mono grafik adaptörü
MHZ: Megahertz
MIC: Microphone: Mikrofon
Microwave: Frekansi 1-30 GHz arasinda olan RF sinyali. Mikrodalga data, ses veya hemen her çesit sinyal aktarimi için kullanilabilir
MIX: Mixer: Mikser, karıştırıcı
MODEM: Modulator-Demodulator
MOS: Metal Oksit Semiconductor: metal oksit yarıiletken
MOSFET: Metal Oksit Semiconductor: metal oksit yarıiletken Fet transistör
MPEG: The Moving Pictures Experts Group: 1988'de uydudan, yerden veya kabloyla gönderilecek görüntü, ses ve data sinyallerinin soysal kaynak kodlarini olusturmak ve standartlastirmak üzere kurulan ekip
MPEG-1: Hizi 1.5 Mbit/s'a kadar olan multimedya uygulamalari için bir sikistirma standardidir
MPEG-2 : Dijital görüntü yayinciliginda kullanilan veri sikistirma standardi
MPEG-2 MP@HL - Main Profile at High Level: Yüksek tanimli genis ekran televizyon için benimsenen çok daha yüksek bit hizina sahip sistem
MT: Main terminal. Ana, temel kutup
Multicast: Broadcast sözcügünün bir alt grubudur ve belirli bir kullanici kitlesindeki birçok kisiye yapilan yayinlar için kullanilir
Narrowcasting: Sadece belirli bir kitleye ulasmak üzere elektronik medya kullanilmasi
N/A: Not Available: Mevcut değil
NC: Normally closed: Normalde kapalı kontak
NI: Non-interlaced: Titreşimsiz tarama: Gerçek Tarama
NO: Normally opened: Normalde açık kontak
NTC: Negative Thermal Coefficient: Termistör (ısı arttıkca direnci azalır)
NTSC: National Television Standards Committee: Kuzey Amerika ve Japonya'da geçerli, 525 çizgi ve 30 görüntü/saniye özelligi tasiyan TV yayin standardini olusturan komite
O/C: Open Circuit: Açık devre
OKA: Otomatik kazanç ayarı
OLED: Organic Light Emitting Diode: Organik LED (Işık yayan Diyod) Yeni geliştirilen bir görüntüleme sistemi
OPAMP: Operasyonel amplifikatör
Open TV: Televizyon ve internet dünyasini birbirine yaklastiran lisansli yazilim
OSD: On Screen Display: ekranda menü gösterim, kontrol
OSC: Oscillator: Osilatör
OUT: Çıkış
OUTPUT: Çıkış
P: Potansiyometre
PAL: Phase Alternate Line: Yerel televizyonda ve Avrupa uydu kanallarinin çogunda kullanilan, 625 çizgi, 25 görüntü/saniye özelliginde renkli TV yayin sistemi
Pay-Cable/Pay-TV: Ekstra abone ücretleriyle desteklenen yayin hizmetleri
PCB: Printed circuit board: Baskılı devre
PCM: Pulse Code Modulation: Darbe kodu kiplemesi
Phase: Bir isaretin baska bir referansa göre kaymasini gösteren açi, faz
PIC: Peripheral Interface Controller: Çevresel arabirim kontrolör, mikrodenetleyici
PIN: Pincushion: Yastık distorsiyonu
PIN: Personal Identification Number: Kisisel tanimlama kodu.
PLC: Programmable Logic Controller: programlanabilir lojik kontrolör ünitesi
Positioner: Anten motoruna kumanda ederek önceden programlanan uydu konumlarina hareketi saglayan elektronik cihaz
PREAMP: Preamplifier: Ön yükselteç
PRM: Pulse rate modulation: DOM: Darbe oran modülasyonu
PTC: Positive Thermal Coefficient: Posistor: Pozistör. (ısı arttıkca direnci artar)
PUT: Programlanabilir unijaksın transistör
PWM: Pulse width modulation: DGM: Darbe genişlik modülasyonu
PX: Pixel: Piksel
PXE: kristal-Piezoelektrik eleman: Ultrasonik alıcı-verici sensör
PV: Photo voltaic: Güneş pili
Q: Devre şemalarında transistör kısaltması
Q: Dijital entegrelerde çıkış
RAM: Random access memory: Rasgele erişimli bellek
Receiver: Antenden aldigi uydu yayinlarini televizyonun gösterebilecegi sinyallere dönüstüren ev içi cihaz, alıcı
REF: Referans: Tavsiye
Reflector: Antenin sinyal toplayan çanak sekilli yüzeyi için kullanilir
RFID: Radio Frequency Identification: Radyo Frekansı ile Tanımlama
R: Rezistor:Elektronik devre şemalarında direnç,rezistör
R: Reset: Sıfırlama
REGISTER: Yazmaç
RF: Radyo frekans
RGB: (Red, Green, Blue): Kırmızı, yeşil ve mavi. Üç temel video rengidir
RMS: Root mean square: Etkin değer
RL: Devreye bağlı yük.
ROM: Read only memory: Salt okunur bellek
RS232: Bilgisayar seri bağlantı portu
RS485: Uzaktan bilgisayarlar arası veya cihaz bilgisayar iletişiminde kullanılan haberleşme protokolü
RPM: Revolutions Per Minute: Bir dakikadaki dönüş
RST: (R)eference (Referans) (S)econd (Đkinci) (T)hird (Üçüncü) faz: Elektrikte 3 Faz, 380 volt
RTL: Direnç transistör lojikten oluşan dijital entegre
Satellite: Ekvatorun 22,237 mil yukarisinda sabit yörüngede, dünyayla esit hiz ve ayni yönde dönen sofistike bir elektronik haberlesme istasyonu
SBS: Đki yönlü silikon anahtar
SCH: Scheme: şema
SCR: Silikon kontrollü redresör: Tristör
S/C: Short Circuit: Kısa devre
Scrambling: TV yayinlarinin izinsiz kisilerce alinmamasi için sifreli olarak karistirilmasi
SECAM: Séquence Couleur à memoire: Fransa'da gelistirilmis, 625 çizgi, 50 görüntü/ saniye özelliginde renkli televizyon sistemidir
Smartcard: Dekoder cihazinin içine kullanicinin kendi takabilecegi kredi karti boyutunda, elektronik anahtar ve yeni bilgisayar güvenlik sistemini kullanarak sifre güvenliginin arttirilmasina imkan veren teknoloji
SMD: Surface Mount Device: Yüzey birleşmeli elektronik malzeme
SMPS: Switched Mode Power Supply: Switch mode güç kaynağı: AGK: Anahtarlamalı güç kaynağı
SP: speaker: hoparlör
Spectrum: Ses, data ve televizyon aktariminda kullanilan elektromanyetik radyo dalgalarinin frekans alani
ST: Stereo: steryo, ses sistemlerinde çift kanal
SUS: Tek yönlü silikon anahtar
SW: switch: düğme, şalter
Sync: Syncronization: Senkronizasyon
T: Time: Zaman www.donanimmerkezi.com

TH: tristör
THRESHOLD: Eşik
Threshold: Uydu alicisinin hassasiyetini gösteren ölçüdür. Deger ne kadar düsükse o kadar iyidir
TEL: Telephone: Telefon
TP: Test point: Test, ölçüm noktası
TR: Transistör
Transponder-Transmitter: Uyduda bulunan ve bir TV sinyalini veya dar banttaki birçok data, ses kanallarini alip yeryüzüne yayinlamaya yarayan cihaz. Bir haberlesme uydusunda 12-24 kadar transponder bulunur
TRF: Transformatör
TRIGGER: Tetikleyici
TTL: Transistor-transistor lojikten oluşan dijital entegre
TUNER: Alıcılarda sinyal seçme-ayarlama katı.
TUNĐNG: Ayarlamak.
U: Entegre devre
UART: Universal asynchronous receiver tranciever: Evrensel eşzamansız alıcı-verici, bilgisayarın işlemcisi ile seri port arasında aracı görev üstlenir.
UHF: Ultra high frequency: Ultra yüksek frekans, 500 ila 900mhz aralığı
UJT: Unijaksın transistör: Tek bileşimli transistör
USB: Universal Serial Bus: Evrensel seri yolu
USART: universal synchronous/asynchronous receiver/transmitter: evrensel eşzamansız-eşzamanlı alıcı verici, bilgisayarın işlemcisi ile seri port arasında aracı görev üstlenir. Veri aktarımı amaçlı kullanılır.
UPS: Uninterruptible Power Supply: KGK: Kesintisiz güç kaynağı
UV: Ultraviyole: Mor ötesi: insan gözünün algılayamadığı ışık
V: volt gerilim
VARIABLE: Değişken
VCC: Pozitif besleme ucu
VDD: Pozitif besleme ucu
VDR: Voltage Dependent Resistor: Voltaja duyarlı direnç. Voltaj limiti aşıldığında devreleri koruma amaçlı kullanılır
VHF: Very High Frequency: Çok yüksek frekans, 30 ila 500 mhz aralığı
Vpp: Volts peak to peak: Tepeden tepeye gerilim
VREF: Referans (tavsiye) voltajı
VSS: Negatif besleme ucu
W: watt: wat, güç
Xformer: Transformer: Trafo: Transformatör
Xsistor: Transistor: Transistör
Xtal: Crystal: Kristal
X: Crystal: Kristal
Z: Zener diyot
Z: Zil